Ayak ve Ayak Bileği cerrahisi alanında en sık karşılaştığım şikayetlerin başında, ayak başparmağındaki o rahatsız edici çıkıntı gelir. Hastalarım bana genellikle şu cümlelerle başvurur; “Hocam, ayağımdaki bu kemik yıllar içinde büyüdü, artık hiçbir ayakkabı giyemiyorum”, “Topuklu ayakkabıyı bırakın, spor ayakkabı bile ayağımı yakıyor”, “Başparmağım diğer parmaklarımın üstüne binmeye başladı, çok çirkin görünüyor.”
Bu hastalarımın ortak özelliği, yıllardır bu sorunla yaşamaya çalışmaları ve genellikle çok geç kalmış olmalarıdır. Başlangıçta sadece estetik bir kaygı gibi görünen bu durum, zamanla ağrı, ayakkabı giyme zorluğu ve diğer parmaklarda da şekil bozukluklarına yol açarak hayat kalitesini ciddi şekilde düşürür.
Hekimden Not
Op. Dr. Gökçe Mık olarak benim size en önemli mesajım şudur: Hallux valgus, yani halk arasında bilinen adıyla “kemik çıkıntısı” veya “bunyon”, sadece estetik bir sorun değildir. Bu durum, ayağınızın biyomekaniğini bozan, yürüyüşünüzü etkileyen ve tedavi edilmezse ilerleyen bir deformitedir.
Ancak şunu da net olarak belirtmeliyim; Her hallux valgus ameliyat gerektirmez. Erken evrede doğru önlemler, uygun ayakkabı seçimi ve bazı koruyucu yöntemlerle ilerleme yavaşlatılabilir. Ameliyat kararı, hastanın ağrı düzeyi, deformitenin şiddeti ve günlük yaşama etkisi göz önüne alınarak verilmelidir. Amacımız, size hem estetik hem de fonksiyonel açıdan sağlıklı ayaklar kazandırmaktır.
Hallux Valgus Nedir? Neden Oluşur?
Halluks valgus nedir sorusuna en basit şekilde şöyle cevap verebilirim; Ayak başparmağının, ayağın dış kenarına doğru (diğer parmaklara doğru) açılanması ve bunun sonucunda başparmak taban ekleminin iç kısımda belirgin bir çıkıntı oluşturmasıdır.
Tıbbi olarak açıklarsak, ayak başparmağını oluşturan kemikler (birinci metatars ve falanklar) arasındaki açı normalden fazla artmıştır. Bu açılanma nedeniyle, başparmağın tabanındaki eklem içe doğru çıkıntı yapar, başparmağın kendisi ise dışa doğru kayar. Zamanla bu çıkıntının üzerindeki yumuşak doku kalınlaşır, iltihaplanır ve o meşhur kızarık, ağrılı “bunyon” oluşur.
Bu durum, ayakkabıyla sürtündükçe ağrı yapar. Ancak asıl sorun sadece çıkıntı değil, başparmağın görevini yapamamasıdır. Normal yürüyüşte başparmak, son adımda yerden itme gücünün %40’ını sağlar. Hallux valgusta bu fonksiyon bozulur ve yük diğer parmaklara biner. Bu da domino etkisiyle diğer parmaklarda çekiç parmak, nasır ve metatarsalji gibi sorunlara yol açar.
Genetik Faktörler ve Yanlış Ayakkabı Seçimi
Hastalarım bana “Hocam, bu neden bende oldu?” diye sorduğunda, cevabım genellikle birden fazla faktörün bir araya gelmesidir.
Genetik yatkınlık en önemli faktördür. Eğer annenizde veya büyükannenizde hallux valgus varsa, sizde de görülme olasılığı çok yüksektir. Burada miras alınan şey, doğrudan “bunyon” değil, ayak yapısıdır: Gevşek bağ dokusu, belirli bir metatars açısı veya ayak tipi genetik olarak aktarılır. Bu nedenle bazı ailelerde hallux valgus neredeyse kaçınılmazdır.
Yanlış ayakkabı seçimi ise bu genetik yatkınlığı tetikleyen en önemli çevresel faktördür. Dar burunlu, sivri uçlu ve yüksek topuklu ayakkabılar, başparmağı sürekli olarak dışa doğru iterek deformitenin gelişmesini hızlandırır. Bu nedenle hallux valgus, erkeklere göre kadınlarda 10 kat daha sık görülür. Hastalarıma şöyle açıklarım: “Genetik, silahı doldurur; yanlış ayakkabı ise tetiği çeker.”

Düz Tabanlık ve Hallux Valgus İlişkisi
Düz tabanlık (pes planus) ile hallux valgus arasında güçlü bir ilişki vardır. Ayak tabanındaki kemer çöktüğünde, ayağın biyomekaniği bozulur. Yürüyüş sırasında ayak içe doğru çöker (pronasyon) ve bu durum başparmak eklemine anormal kuvvetler bindirir.
Düz tabanlığı olan kişilerde, ayak her adımda içe doğru yuvarlandığı için başparmak sürekli olarak dışa itilir. Yıllar içinde bu tekrarlayan stres, bağları gevşetir ve hallux valgus gelişir. Bu nedenle Pediyatrik Ortopedi alanında çocukluk çağında tespit edilen düz tabanlığın takip ve gerekirse tedavi edilmesi, ileride hallux valgus gelişimini önlemede önemlidir.
Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri ve Koruyucu Önlemler
Hallux valgus tanısı almış her hasta, ilk olarak şu soruyu sorar; “Hocam, ameliyatsız düzelir mi?” Bu sorunun cevabı, deformitenin evresine ve hastanın beklentisine göre değişir.
Dürüst olmak gerekir; Ameliyatsız hallux valgus tedavisi ile kemik açılanmasını tamamen düzeltmek, yani o çıkıntıyı ortadan kaldırmak mümkün değildir. Kemik bir kez açılandığında, onu eski haline getirmek için cerrahi müdahale gerekir. Ancak ameliyatsız yöntemlerin önemli bir yeri vardır: İlerlemeyi yavaşlatmak, ağrıyı azaltmak ve ameliyata gerek kalmadan hastayı idare etmek.
Bu dönemde en önemli adım, doğru ayakkabı seçimidir. Geniş burunlu, yumuşak deriliden yapılmış, alçak topuklu ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabının ucu, parmaklara baskı yapmamalıdır. Sivri burunlu ve topuklu ayakkabılardan tamamen kaçınılmalıdır. Ayakkabı içine konulan özel tabanlıklar, ayak biyomekaniğini düzelterek başparmağa binen yükü azaltabilir.

Gece Atelleri ve Parmak Arası Makaralar İşe Yarar mı?
Bu soru, hastalarımın en çok merak ettiği ve maalesef en çok yanıltıldığı konudur. İnternette, eczanelerde ve hatta bazı sağlık mağazalarında satılan halluks valgus ayak aparatı ürünleri, “ameliyatsız düzelme” vaadiyle pazarlanmaktadır.
Bilimsel gerçek şudur; Yetişkinlerde, bu aparatların kemik açılanmasını düzelttiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Kemik bir kez şekil aldıktan sonra, bir aparat veya atel ile geri döndürülemez. Hastalarıma bunu şöyle açıklarım; “Bir ağaç yıllarca eğri büyümüşse, gövdesine ip bağlayarak düzeltemezsiniz.”
Ancak bu, aparatların tamamen işe yaramaz olduğu anlamına gelmez. Gece atelleri ve parmak arası makaralar, hafif vakalarda ağrıyı azaltabilir ve belki de ilerlemeyi biraz yavaşlatabilir. Ameliyat sonrası dönemde de koruyucu olarak kullanılabilirler. Ama bu ürünleri, “ameliyata alternatif” veya “kalıcı düzelme sağlayan” mucize çözümler olarak görmek, hem zaman hem de para kaybıdır.
Hallux Valgus Egzersizleri ve Ayak Jimnastiği
Hallux valgus egzersizleri konusu da aparatlar gibi tartışmalıdır, ancak burada daha olumlu şeyler söyleyebilirim. Egzersizler kemik açılanmasını düzeltmez ama ayak kaslarını güçlendirerek deformitenin ilerlemesini yavaşlatabilir ve ağrıyı azaltabilir.
Önerdiğim egzersizler şunlardır;
Havlu toplama egzersizi, yere serilen bir havluyu ayak parmaklarıyla kavrayıp toplama hareketidir ve ayak iç kaslarını güçlendirir.
Başparmak germe, başparmağı elinizle tutup yavaşça içe doğru (düz pozisyona) gererek 15-20 saniye tutma hareketidir.
Parmak açma-kapama, ayak parmaklarını bir yelpaze gibi açıp kapatma hareketidir. Bilye toplama ise yerden bilyeleri ayak parmaklarıyla toplayıp bir kaba koyma hareketidir.
Bu egzersizler, günde 10-15 dakika düzenli olarak yapıldığında, ayak kaslarını güçlendirir ve başparmağın hareketliliğini korur. Bunu hastalarıma “ayak jimnastiği” olarak tarif ederim ve cerrahi öncesi veya sonrasında mutlaka önerdiğim bir programdır.
Hallux Valgus Ameliyatı: Ne Zaman Gerekli?
Hastalarımın en önemli sorusu; “Hocam, ameliyat olmam şart mı? Ne zaman olmalıyım?” sorusudur. Bu kararı verirken tek bir röntgen açısına veya çıkıntının büyüklüğüne bakmam. Benim için önemli olan, hastanın yaşam kalitesidir.
Ameliyat önerdiğim durumları şöyle sıralayabilirim;
Ağrı günlük yaşamı ciddi şekilde engelliyorsa, örneğin yürümek, ayakkabı giymek acı veriyorsa ameliyat düşünülmelidir. Konservatif tedaviler (geniş ayakkabı, aparat, egzersiz) en az 6 ay denenmiş ve yetersiz kalmışsa bir sonraki adım cerrahidir. Deformite ilerleyici ise, yani başparmak diğer parmakların altına veya üstüne binmeye başlamışsa müdahale gerekir. Diğer parmaklarda da şekil bozuklukları (çekiç parmak) gelişmişse bütüncül bir tedavi planı yapılmalıdır.
Ameliyat önermediğim durumlar da vardır; Sadece estetik kaygı olup ağrı yoksa, çünkü her cerrahi bir risk taşır ve ağrısız bir durumu ameliyatla bozma riski almak mantıklı değildir. Eğer hasta, cerrahi sonrası gereken iyileşme sürecine (6-8 hafta özel ayakkabı, kısıtlamalar) uyum sağlayamayacaksa da ameliyat ideal değildir.
Modern Cerrahi Teknikler ve Kapalı Ameliyat
Hallux valgus cerrahisi, son yıllarda büyük bir evrim geçirmiştir. Eskiden yapılan büyük kesili, uzun iyileşme süreli ameliyatların yerini, artık minimal invaziv ve daha hızlı iyileşme sağlayan teknikler almıştır.
Ayak ve Ayak Bileği cerrahisinde temel prensip aynıdır: Kemik açılanmasını düzeltmek (osteotomi), yumuşak doku dengesini sağlamak ve eklem hareketini korumak. Ancak bu hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemler çok çeşitlidir ve her hasta için en uygun teknik bireysel olarak belirlenir.
Perkütan (Minimal İnvaziv) Hallux Valgus Cerrahisi
Perkütan cerrahi, yani “kapalı ameliyat”, hallux valgus tedavisinde giderek popülerleşen bir tekniktir. Bu yöntemde büyük kesiler yerine, 2-3 mm’lik çok küçük deliklerden özel aletlerle girilir. Kemik düzeltmeleri, röntgen (floroskopi) rehberliğinde bu küçük deliklerden yapılır.
Perkütan cerrahinin avantajları belirgindir: Çok küçük kesiler sayesinde daha az yara izi kalır. Yumuşak doku hasarı minimal olduğu için daha az ağrı ve şişlik olur. İyileşme süreci daha hızlıdır. Estetik sonuçlar genellikle daha iyidir.
Ancak bu teknik her hasta için uygun değildir. Çok ileri deformitelerde, daha önce ameliyat geçirilmişse veya eklemde ciddi artrit varsa, klasik açık teknikler tercih edilebilir. Kliniğimde her iki yöntemi de uyguluyorum ve hastanın durumuna göre en uygun tekniği seçiyorum.
Scarf ve Chevron Osteotomileri
Scarf ve Chevron, hallux valgus cerrahisinde en sık kullanılan iki osteotomi (kemik kesisi) tekniğidir. Her ikisi de kemiği belirli bir şekilde keserek açıyı düzeltmeyi amaçlar.
Chevron osteotomisi, daha hafif ve orta şiddette deformitelerde tercih edilir. V şeklinde bir kemik kesisi yapılır ve kemik kaydırılarak açı düzeltilir. İyileşmesi hızlıdır ve sonuçları oldukça başarılıdır.
Scarf osteotomisi, orta ve ileri deformitelerde kullanılır. Z şeklinde bir kemik kesisi yapılır. Bu teknik, cerrahana daha fazla düzeltme imkanı verir ve daha büyük açılanmaları düzeltebilir. Vida ile sabitleme yapıldığı için erken yük vermeye uygundur.
Her iki teknikte de amaç aynıdır; Birinci metatars kemiğini düzeltmek, başparmağı doğru hizaya getirmek ve bunu sağlam bir şekilde sabitlemek. Hangi tekniğin kullanılacağı, deformitenin açısına, hastanın kemik kalitesine ve cerrahın deneyimine göre belirlenir.
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci
Hallux valgus ameliyatının başarısı, sadece cerrahi tekniğe değil, ameliyat sonrası sürece de bağlıdır. Hastalarıma her zaman söylediğim bir şey vardır; “Ameliyatın başarısı, sizin sabır ve uyumunuzla doğru orantılıdır.”
Ameliyat sonrası süreç, kullanılan tekniğe göre değişmekle birlikte, genel hatlarıyla şu şekilde ilerler. İlk 2 hafta dinlenme ve elevasyon dönemidir. Ayak yukarıda tutulmalı, şişlik kontrol altına alınmalıdır. 2-6 hafta arası özel ameliyat ayakkabısıyla (kısa tabanlı ayakkabı) kısmi yük verilerek yürünür. 6 hafta sonra genellikle normal ayakkabıya geçiş başlar. Tam iyileşme ve spor aktivitelerine dönüş 3-6 ay sürebilir.

Hallux Valgus Ameliyatı Sonrası İlk Yürüyüş ve Özel Ayakkabılar
Hastalarımın en çok merak ettiği sorulardan biri, “Ameliyattan sonra ne zaman yürüyebileceğim?” sorusudur. Cevap, kullanılan tekniğe göre değişir.
Modern tekniklerin çoğunda, hastalar ameliyatın ertesi günü özel ayakkabıyla yürümeye başlar. Bu ayakkabı, “postoperatif ayakkabı” veya “kısa tabanlı ayakkabı” olarak adlandırılır. Sert bir tabanı vardır ve ayağın ön kısmına yük binmesini önleyerek topuk üzerinde yürümeyi sağlar.
Bu özel ayakkabı genellikle 4-6 hafta kullanılır. Bu süre zarfında kesilen kemik kaynamakta ve vidalar pozisyonu korumaktadır. Erken dönemde normal ayakkabıya geçmek veya ayakkabısız yürümek, tüm cerrahinin başarısını tehlikeye atabilir. Sabır, bu dönemin en önemli ilacıdır.
İyileşme Döneminde Ödem ve Ağrı Yönetimi
Ameliyat sonrası şişlik ve ağrı, en sık karşılaşılan ve hastaları en çok endişelendiren durumlardır. Hastalarıma şunu söylerim; “Şişlik, vücudunuzun iyileşme sürecinin doğal bir parçasıdır. Düşman değil, dost olarak görün ama kontrol altında tutun.”
Şişliği azaltmak için elevasyon çok önemlidir. Ayağı kalp seviyesinin üzerinde tutmak, özellikle ilk 2 haftada şişliği dramatik şekilde azaltır. Buz uygulaması da ilk günlerde faydalıdır. Ameliyat bölgesine direkt değil, bir bez aracılığıyla 15-20 dakikalık seanslar halinde uygulanmalıdır.
Ağrı yönetimi için düzenli ağrı kesici kullanımı önerilir. Ağrı başlamadan önce ilaç almak, ağrı başladıktan sonra almaktan çok daha etkilidir. Çoğu hastada ağrı ilk 3-5 günde zirve yapar ve sonra hızla azalır.
Bir uyarıda bulunmak isterim: Ayakta şişlik, hafif deformiteye bağlı olarak 6 aya kadar devam edebilir. Bu normaldir ve sabır gerektirir. Ancak şişlikle birlikte aşırı kızarıklık, ateş veya artan ağrı varsa, mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hallux valgus oluşumunda en önemli faktör genetik yatkınlıktır. Ayak yapısı, bağ dokusu gevşekliği ve metatars kemik açısı ailevi olarak aktarılır. Bunun üzerine eklenen dar ve sivri burunlu ayakkabı kullanımı, yüksek topuk, aşırı kilo ve düz tabanlık gibi faktörler deformitenin gelişmesini tetikler ve hızlandırır.
Dürüst cevap: Hayır, yetişkinlerde atel veya aparatla kemik açılanması düzelmez. Bu ürünler, hafif vakalarda ağrıyı azaltabilir ve belki ilerlemeyi biraz yavaşlatabilir. Ancak “ameliyatsız düzelme” vaadi gerçekçi değildir. Kalıcı düzelme için cerrahi müdahale gerekir.
Ağrı tipik olarak başparmak taban ekleminin iç kısmında, yani o çıkıntı bölgesinde hissedilir. Ayakkabıyla sürtünme sonucu bu bölge kızarır ve ağrır. İleri vakalarda ağrı ayağın tabanına yayılabilir (metatarsalji), çünkü başparmak görevini yapamayınca yük diğer parmaklara biner.
Erken evrede konservatif önlemler (geniş ayakkabı, egzersiz, tabanlık) ilerlemeyi yavaşlatabilir. Ancak belirgin açılanma ve ağrı varsa, kalıcı düzelme ancak cerrahi ile mümkündür. Modern minimal invaziv tekniklerle başarılı sonuçlar alınmakta ve hastalar kısa sürede normal yaşama dönebilmektedir.
Tedavi edilmeyen hallux valgus ilerleyici bir deformitedir. Başparmak giderek daha fazla dışa kayar, diğer parmakların altına veya üstüne binebilir. İkinci ve üçüncü parmaklarda çekiç parmak gelişir. Ayak tabanında nasırlar ve ağrılı noktalar oluşur. Yürüyüş bozulur ve diz, kalça hatta bel ağrılarına zemin hazırlayabilir.
Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 10 kat daha sık görülür. Bu farkın ana nedeni, kadınların dar ve yüksek topuklu ayakkabı kullanımıdır. Aile öyküsü olanlarda risk çok daha yüksektir. Düz tabanlık, gevşek bağ dokusu (hipermobilite) olan kişiler ve bazı romatizmal hastalıklar da risk faktörleridir.
Deformitenin belirtileri genellikle 20-30’lu yaşlarda başlar ve yıllar içinde ilerler. Ancak genetik yatkınlığı güçlü olan kişilerde ergenlik döneminde bile görülebilir (juvenil hallux valgus). En sık başvuru yaşı 40-60 arasıdır, çünkü bu dönemde deformite ağrı yapacak ve günlük yaşamı etkileyecek seviyeye ulaşmıştır.
Hallux valgus ameliyatı fiyatları 2026 yılı için net bir rakam vermek mümkün değildir. Fiyatlandırma, kullanılan cerrahi tekniğe, tek veya çift taraflı yapılmasına, hastane türüne ve hastanın sosyal güvenlik durumuna göre değişir. Devlet hastanelerinde SGK kapsamında yapılabilir. Net fiyat bilgisi için muayene sonrası detaylı bilgi verilmektedir. Randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Sonuç: Estetik ve Fonksiyonel Açıdan Sağlıklı Ayaklar
Hallux valgus, sadece ayağınızda rahatsız edici bir çıkıntı değil, tüm ayak biyomekaniğinizi etkileyen ve tedavi edilmezse ilerleyen bir deformitedir. Ancak bu, korkutucu bir tablo olmak zorunda değildir.
Erken evrede doğru önlemlerle ilerleme yavaşlatılabilir. İleri evrede ise modern cerrahi tekniklerle hem estetik hem de fonksiyonel açıdan mükemmel sonuçlar alınabilir. Kliniğimde yüzlerce hallux valgus ameliyatı yaptım ve hastaların ameliyat sonrası “Hocam, keşke yıllarca bu acıyı çekmeden daha önce gelseymişim” dediğini çok sık duyarım.
Eğer siz de ayağınızdaki çıkıntıdan rahatsızsanız, ayakkabı seçmekte zorlanıyorsanız veya ağrı günlük yaşamınızı etkiler hale geldiyse, durumunuzu değerlendirmek ve size en uygun tedavi seçeneklerini konuşmak için randevu alabilir veya kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz. Ağrısız ve sağlıklı ayaklarla yürümek, hakkınızdır.
